Türkiye’de şirketlerin borçlanma maliyetleri artarken Selçuk Geçer, reel sektörün finansman krizine ve küresel piyasalardaki kritik gelişmelere dikkat çekti.
Şirket Tahvilleri ve Finansman Riski
Türkiye’de şirketlerin borçlanma kapasitesinde ciddi bir daralma yaşanıyor. Reel sektörün tahvil stoku rekor seviye olan 185 milyar 400 milyon liradan 172.500 milyon liraya geriledi. Bu durum yaklaşık 13 milyar liralık bir düşüş anlamına geliyor.
Analiste göre şirketler artık tahvil piyasasında eskisi kadar rahat hareket edemiyor. Özellikle BBVA’nın Türk şirket tahvillerinde ciddi bir satış baskısı olduğunu vurgulamasını kritik buluyor. Ayrıca Vestel’in borç yapılandırması ve devam eden fon soruşturmaları piyasadaki güveni zedeliyor.
Bu tablo karşısında Merkez Bankası, şirketlerin vadesi gelen TL tahvillerini ödeyebilmesi için kredileri ticari kredi büyüme sınırının dışına çıkardı. Ancak Geçer, bu adımın kalıcı bir çözüm olmadığını savunuyor. Ona göre bu düzenleme sadece geçici bir köprü görevi görüyor.
Sermaye Piyasalarında Yeni Dönem ve Güven
Şirketlerin banka bağımlılığı giderek artıyor. Toplam ticari krediler 21.8 trilyon lira civarındayken, tahvil piyasasının 172,5 milyar lirada kalması bu bağımlılığı kanıtlıyor. Tahvil kanalının daralması, şirketleri daha pahalı olan banka kredilerine itiyor.
Sermaye piyasalarında güven sorunu derinleşirken regülasyonlar da sıkılaşıyor. SPK, nitelikli yatırımcı şartlarını beş kat artırarak finansal varlık eşiğini 10 milyon liradan 50 milyon liraya yükseltti. İşlem hacmi şartı ise 5 milyondan 25 milyon liraya çıkarıldı.
Analiste göre sermaye piyasalarında asıl sınav BIST’in seviyesi değil, şirketlerin sağlıklı finansman bulup bulamayacağıdır.
Sektörel Ayrışmalar ve İhracatın Önemi
Finansmana erişim konusunda şirketler arasında belirgin bir ayrışma yaşanıyor. Örneğin Aselsan 523 milyon euroluk yeni bir sözleşme imzaladı. Bu durum yüksek katma değerli teknoloji ihracatının önemini gösteriyor.
Bankacılık tarafında ise Akbank dış finansman bulmaya devam ediyor. Banka, vadesi gelen sendikasyonunu 542 milyon dolar karşılığı yeni krediyle yeniledi. Buna karşın bilançosu zayıf olan şirketler çok daha pahalı borçlanmak zorunda kalıyor.
Fed Kararı ve Küresel Piyasa Senaryoları
Dünya piyasaları Fed, ECB ve BOJ kararlarına odaklanmış durumda. Fed’in faizi sabit tutması beklense de Powell’un mesajları belirleyici olacak. Özellikle Brent petrol fiyatlarının 115 dolar civarında seyretmesi enflasyon riskini canlı tutuyor.
Analist, Fed’in vereceği mesaja göre iki farklı senaryo öngörüyor. Eğer Powell enflasyon riskinin büyüdüğünü söylerse, dolar güçlenecek ve Bitcoin ile altın üzerindeki baskı artacaktır. Öte yandan, finansal koşulların yeterince sıkı olduğu vurgulanırsa Nasdaq ve teknoloji hisseleri rahatlayabilir.
Yapay Zeka Balonu ve Enerji Krizi
Yapay zeka yatırımlarının finansman maliyeti ciddi bir sorun haline geldi. ABD 10 yıllık tahvil faizlerinin %5 civarında olması, yüksek sermaye gerektiren bu yatırımları zorlaştırıyor. Örneğin Antropik’in yılın ilk yarısında 16.3 milyar dolar gelire karşılık 80.7 milyar dolar zarar açıklaması dikkat çekici.
Enerji tarafında ise riskler devam ediyor. Brent petrol 115 dolar seviyelerinde gezerken, Avrupa’da doğalgaz fiyatları yeniden yükseliyor. Goldman Sachs, rafine ürünlerdeki sıkıntıların 2027’ye kadar sürebileceğini öngörüyor.
Sonuç olarak, Türkiye’deki kur ve faiz dengesi dış likiditeye ve Fed’in tutumuna bağlı kalmaya devam edecek. Özellikle şirket tahvil stokunun seyri ve yeni ihraçlara gelen tepki, önümüzdeki dönemin en kritik göstergesi olacak.