Türkiye’nin önümüzdeki bir yıl içinde çevirmesi gereken dış borç yükü 243 milyar dolar seviyesine ulaştı. Selçuk Geçer, bu devasa rakamın tek başına bir kriz nedeni olmadığını ancak borcun çevrilme maliyetinin ve kur riskinin kritik olduğunu belirtiyor.
Dış Borç Maliyeti ve Kur Riski
Selçuk Geçer’e göre asıl mesele borcun büyüklüğünden ziyade, hangi faiz ve kurla çevrileceğidir. Borcun tamamı kasadan ödenmeyeceği için bankalar ve şirketler yeni kaynak bulmak zorunda kalacak. Ancak dünyada ucuz para dönemi sona erdi.
ABD 10 yıllık tahvil faizleri %5’in üzerinde seyrediyor. Analist, faiz artışının etkisini bir örnekle açıklıyor. Geçmişte %4 faizle alınan 10 milyar dolarlık borcun faizi 400 milyon dolarken, bugün %7 ile çevrildiğinde bu tutar 700 milyon dolara çıkıyor. Sadece faiz farkı 300 milyon dolar ek yük getiriyor.
Kur artışı ise reel sektör için daha büyük bir tehlike oluşturuyor. Geliri TL olup borcu dolar olan şirketlerin bilançoları, kurdaki %10’luk bir artışta bile bozulabiliyor. Bu durum ithalat maliyetlerini ve enerji giderlerini artırarak nakit akışını bozuyor.
Finansal Zincir ve Cari Açık Baskısı
Kur şoku sadece şirketleri değil, tüm finansal sistemi etkiliyor. Şirketler borçlarını ödeyemediğinde bankaların takipteki kredileri artıyor. Bankaların kendi dış yükümlülükleri ise yaklaşık 113 milyar dolar seviyesinde bulunuyor.
Türkiye’nin döviz ihtiyacı sadece borçlarla sınırlı değil. Ağustos itibarıyla 12 aylık cari açık 42.1 milyar dolar oldu. Toplam dış finansman ihtiyacı kabaca 300 milyar dolara yaklaşıyor.
Borç çevriminde yaşanacak %10’luk bir aksama 24.3 milyar dolarlık bir açık yaratırken, %30’luk bir sorun 73 milyar dolarlık bir kur şokunu tetikleyebilir.
Bu noktada Merkez Bankası rezervlerinin önemi artıyor. Eğer dışarıdan gelen döviz talebi karşılanamazsa, enflasyon yeniden yükselir ve faiz artırımları zorunlu hale gelir.
Enerji Maliyetleri ve Küresel Riskler
Enerji fiyatlarındaki artış, dış borç yükünü doğrudan etkiliyor. Yurt dışı üretici fiyatları %33.64 artarken, enerji grubundaki artış %130 olarak gerçekleşti. Brent petrol fiyatlarının 111 dolar seviyesini aşması, döviz ihtiyacını daha da artırıyor.
Küresel piyasalarda Hürmüz Boğazı’ndaki gerilim ve gemilere yapılan saldırılar fiyatları yukarı çekiyor. Uluslararası Enerji Ajansı’nın rezerv salınımları olsa da piyasa, savaşın süresine odaklanmış durumda.
Altın ve Borsa Beklentileri
Altın onsu 4.120 dolar, gram altın ise 6.570 lira seviyelerinde seyrediyor. Normalde savaşlar altını yükseltir ancak petrol kaynaklı enflasyon korkusu Fed’in sert kalmasına neden oluyor. Aralık ayında faiz artırım ihtimali %92 olarak fiyatlanıyor.
Borsa tarafında ise güven krizi hakim. BIST 100 endeksi 11.430 puana kadar geriledi. Selçuk Geçer, tasfiye süreçleri ve güven sorunu aşılmadığı sürece borsada kalıcı bir yükseliş beklemiyor.
Gelecek Senaryoları ve Kur Tahmini
Analist, önümüzdeki dönemde dış borçlanma maliyetlerini, borç çevirme oranlarını ve kuru yakından takip edeceğini belirtiyor. Özellikle petrolün 111 dolar üzerinde kalması, tüm dünyada borçlanma maliyetlerini artıracaktır.
Kur konusunda ise ciddi bir uyarıda bulunuyor. Döviz ihtiyacı artmaya devam ederse, kurun bir anda 80 lira ve üzerine çıkabileceğini savunuyor. Böyle bir senaryoda, 6.500 lira civarındaki gram altın fiyatının 13.000 lira seviyelerine ulaşması şaşırtıcı olmaz.