Fed’in son politika kararları ve piyasa etkileri değerlendirilirken Adam Taggart, eski Fed yetkilileriyle yakın ilişkileri olan Axel analizlerini paylaştı. Görüşmede özellikle yeni dönem Fed yönetimi ve Kevin Warsh’un iletişim stratejileri üzerinde duruldu.
Fed Kararı ve Sıkılaşma Eğilimi
Fed’in politika faizini sabit tutması piyasalar için sürpriz olmadı. Ancak Axel’e göre, kurul içindeki oy birliğinin bozulmuş olması dikkat çekici. Lisa Cook ve Beth Hammock’un muhalif kalması, kurulda faiz artırımı lehine bir eğilim olduğunu gösteriyor.
Analist, Fed’in mevcut tutumunu “sıkılaşma yanlısı” olarak tanımlıyor. Kevin Warsh’un ekonomiyi öldürmek istemediğini ancak daha sıkı koşullar arzuladığını belirtti. Bu durum, Aralık ayında yeni bir faiz artırımı ihtimalini güçlendiriyor.
Metin Değişiklikleri ve Piyasa Sinyalleri
Axel, Fed’in yayınladığı bildiriyle ilgili bazı eleştiriler getiriyor. Özellikle ekonomik aktivitenin “sağlam” (solid) yerine “güçlü” (strong) olarak tanımlanmasının kafa karıştırıcı olduğunu savunuyor. Analiste göre, kelime değişiklikleri ancak geçerli bir neden olduğunda yapılmalı.
Buna karşın, Warsh’un finansal koşulları yakından izlediği görülüyor. Enflasyon hedefi olan %2’ye ulaşmak için bir süreç yönettiğini ve piyasa sinyallerini önemsediğini vurguluyor. faiz politikalarının sadece rakamlara değil, genel ekonomik yörüngeye dayandığı belirtiliyor.
Verimlilik ve Gelecek Projeksiyonları
Ekonomideki büyümenin arkasında yapay zeka yatırımlarının ve altyapı harcamalarının olduğu ifade ediliyor. Axel, 16 Kasım’da gerçekleşecek verimlilik konferansının kritik bir dönüm noktası olacağını öngörüyor.
Analiste göre Warsh, bu konferansta Fed’in verimliliğe bakış açısını değiştirecek önemli bir politika konuşması yapacak. Bu durum, Fed’in piyasayla iletişim kurma biçiminin daha odaklı hale geldiğini gösteriyor.
Fed’in bağımsızlığı sadece siyasi baskılarla ilgili değildir; asıl mesele Fed’in maliye politikasından uzaklaşıp temel para politikası araçlarına geri dönmesidir.
Para Politikası ve Kurumsal Bağımsızlık
Axel, Fed’in mortgage destekli menkul kıymetler satın alması gibi işlemlerin para politikası değil, maliye politikası olduğunu savunuyor. Bu tür müdahalelerin kurumu siyasileştirdiğini ve etkinliğini azalttığını belirtiyor.
Sonuç olarak, Fed’in kredibilite kazanması durumunda piyasaların küçük sinyallerle bile tepki verebileceği ifade ediliyor. Gelecek dönemde 16 Kasım’daki konuşma ve Aralık ayı faiz kararı, piyasanın yönünü belirleyen temel unsurlar olacak.