Sermaye maliyetindeki artışın boğa piyasasını sona erdirip eritmediği tartışılırken, Adam Taggart ve New Harbor Financial ortakları piyasalardaki yapısal riskleri değerlendirdi.
Sermaye Maliyeti ve Piyasa Dinamikleri
Analiste göre kapitalist bir piyasanın can damarı paranın maliyetidir. Özellikle küresel finansal kriz sonrası uygulanan niceliksel genişleme politikaları, faiz oranlarını yapay olarak sıfır veya negatif seviyelere çekmişti. Bu durum, işletmelerin yatırım projeleri için karşılaması gereken eşik oranını oldukça düşürdü.
Ancak mevcut durumda sermaye maliyetinin yükselmesi, ekonomik faaliyetlerin azalmasına neden olur. Dolayısıyla uzun vadede ekonominin yavaşlaması bekleniyor. Kısa vadede ise yatırımcılar, tahvil getirileri arttıkça krediyi hisse senetlerine göre daha cazip bulmaya başladı.
S&P 500 ve Gizli Zayıflıklar
S&P 500 endeksi zirve seviyelerinin sadece %1-2 altında görünse de, Adam Taggart bu durumun piyasadaki gerçek zayıflığı maskelediğini savunuyor. Piyasa genişliği oldukça kötü durumda ve teknoloji hisselerindeki güç, diğer sektörlerdeki derin düşüşleri gizliyor.
Analist, hisse senetlerinin tarihsel olarak çok yüksek değerlemelerle fiyatlandığına dikkat çekiyor. Özellikle şirket kâr marjlarının ve değerlemelerin rekor seviyelerde olması, tarihsel olarak bir hayal kırıklığı ile sonuçlanma eğilimindedir. Bu nedenle portföylerde defansif önlemlerin alınması gerektiğini vurguluyor.
Tahvil Piyasası ve Getiri Eğrisi
Tahvil piyasasında 10 yıllık getirilerin artık makul bir değer aralığında olduğu belirtiliyor. Ancak kredi piyasasında kalite ayrımı kritik önem taşıyor. Özellikle düşük kaliteli “junk bond” (çöp tahvil) grubunda, özellikle Triple C seviyesindeki tahvillerde stres artışları gözlemleniyor.
Kredi hassasiyeti yüksek ürünlerden kaçınıp, yüksek kaliteli kredilere veya doğrudan hazine tahvillerine yönelmek şu an için daha güvenli bir stratejidir.
Öte yandan, enflasyon verileri ve petrol fiyatlarındaki dalgalanmalar reel getirileri etkiliyor. PCE verilerinin beklentilerden düşük gelmesi, tahvil getirileri yüksek kalırken enflasyonun düşmesi durumunda kredi araçlarının daha cazip hale gelebileceğini gösteriyor.
Yanlış Yatırımlar ve Zombi Şirketler
Sermaye maliyetinin çok düşük olduğu dönemlerde, kötü yatırımların bile finanse edilebildiği bir ortam oluştu. Adam Taggart, faizlerin yükseldiği bu yeni dönemde “zombi şirketlerin” ve hatalı yatırımların gün yüzüne çıkacağını öngörüyor.
Özellikle Oracle örneği üzerinden, veri merkezi projelerinde karşılaşılan zorluklar ve “mücbir sebep” (force majeure) maddelerinin devreye girmesi bu durumun sinyalleridir. Benzer şekilde, yapay zeka yarışındaki aşırı yatırımların ve dairesel finansman modellerinin riskli olduğu belirtiliyor.
Sonuç olarak, piyasanın yönünü belirleyecek temel faktör, Fed’in Ekim ayındaki faiz kararı ve yüksek sermaye maliyetinin kurumsal bilançolar üzerindeki gerçek etkisinin ne zaman tam olarak hissedileceği olacaktır.