Küresel piyasalardaki yapısal değişimleri değerlendiren analist Cihat Çiçek, merkez bankalarının strateji değişikliği ve artan jeopolitik risklerin altın fiyatları üzerindeki etkilerini ele aldı.
Merkez Bankaları ve Altın Tercihi
Analiste göre dünya merkez bankaları, Amerikan dolar tahvillerini terk ederek hızla altın biriktirmeye başladı. Mevcut veriler, merkez bankalarının portföylerinde altının payının %27’ye yükseldiğini gösteriyor. Buna karşın Amerikan dolar tahvillerinin payı %22’ye gerilemiş durumda. Euro stoklarının ise %13 seviyesinde olduğu belirtiliyor.
Cihat Çiçek, merkez bankalarının önümüzdeki yıl da altın alımlarına devam edeceğini öngörüyor. Özellikle bankacılık sisteminde altının teminat değerinin yükseldiğine dikkat çekiyor. Eskiden üçüncü derece teminat olarak görülen altın, artık nakit para ile eşdeğer bir birinci derece varlık (Tier 1) olarak kabul ediliyor.
Arz Sıkıntıları ve Üretim Maliyetleri
Altın fiyatlarını destekleyen bir diğer unsurun üretim zorlukları olduğunu belirten analist, enerji maliyetlerinin madencilik sektörünü vurduğunu savunuyor. Özellikle dizel yakıt fiyatlarının galonu 6 dolar seviyesine çıkması, derin madenlerden altın çıkarımını maliyetli hale getirdi.
Dünyada çıkarılmamış altının miktarının, toplam çıkarılmış altının sadece %20’si kadar kaldığı tahmin ediliyor. Dolayısıyla arzın sınırlı olması ve üretim hızının dünya nüfus artışının altında kalması, uzun vadede fiyatları yukarı taşıyan temel nedenler arasında yer alıyor.
Jeopolitik Riskler ve Emtia Fiyatları
İran ve ABD arasındaki gerilimin tırmanması, enerji piyasalarında ciddi dalgalanmalara yol açıyor. Analiste göre, Orta Doğu’daki çatışmalar ve rafineri saldırıları petrol fiyatlarını yukarı itmeye devam edecek. Bu durum, sadece enerji değil, tüm emtia fiyatlarını etkiliyor.
Charles Bilelion’un verilerine dayanarak son 7 aylık artışları paylaşan Çiçek, maliyet artışlarının boyutlarını şu şekilde sıralıyor:
- Dizel: %45
- Jet yakıtı: %50
- Isınma yakıtı: %65
- Avrupa doğalgazı: %92
- Sülfür: %145
Kur Baskısı ve Enflasyon Senaryosu
Türkiye özelinde ise Dolar kurunun suni olarak tutulduğunu savunan analist, enflasyon ile kur arasındaki makasın açılmasının bir tazyik oluşturduğunu belirtiyor. Enflasyonun yıllık %30 olduğu bir ortamda kurun %10-15 artırılmasının dengeyi korumaya yetmeyeceğini vurguluyor.
Sistemdeki bu suni yapı çöktüğünde, birikmiş tazyikin sert bir şekilde piyasaya yansıyacağı öngörülüyor.
Sonuç olarak, küresel güven kaybının ve jeopolitik krizlerin derinleşmesiyle birlikte yatırımcıların güvenli liman arayışının süreceği düşünülüyor. Özellikle önümüzdeki hafta Türkiye’de açıklanacak faiz kararı ve ABD’den gelecek enflasyon verileri, kısa vadeli seyri belirleyecektir.