Piyasalardaki güncel riskler ve gelecek projeksiyonlarını değerlendiren Mert Başaran, özellikle yatırım fonları ve gayrimenkul piyasasındaki kritik dengelere dikkat çekti.
Serbest Fonlar ve Risk Yönetimi
Analiste göre borsa tarafında grafiksel olarak endeks düşmüyor ve 15.000 TL bazlı tarihi zirvesine doğru bir hareket izleniyor. Ancak Mert Başaran, özellikle serbest fonlar konusunda yatırımcıları ciddi şekilde uyarıyor.
Serbest fonların doğası gereği yöneticiye geniş hareket alanı tanıdığını belirten Başaran, bu durumun çok yüksek karlar getirebileceği gibi çok ağır zararlara da yol açabileceğini vurguluyor. Özellikle %3.000 ile %10.000 arasında artış gösteren fonların ciddi riskler taşıdığını ifade ediyor.
SPK Düzenlemeleri ve BIST 30 Beklentisi
SPK’nın yeni düzenlemeleriyle birlikte fonların küçük hisselere aşırı yüklenmesinin engellendiğini belirten analist, paranın artık BIST 30 hisselerine yöneleceğini savunuyor. Bu durumun, büyük holdinglerin hisselerinde kademeli bir artış yaratabileceğini öngörüyor.
Başaran, yatırımcıların spekülatif küçük hisseler yerine endeks fonlarına ve büyük bankaların fonlarına yönelmesinin daha güvenli olduğunu belirtiyor. Kendi stratejisinde serbest fonlara yer vermediğini ve riskten kaçındığını açıkça ifade ediyor.
Altın Hedefi ve Teknik Görünüm
altın tarafında Elliott dalga teorisine göre bir analiz yapan Mert Başaran, fiyatların 4.650 dolar seviyelerine kadar yükselerek birinci dalgayı tamamladığını ve ardından bir düzeltme süreci yaşadığını belirtiyor.
Analiste göre altın şu an yatay bir seyir izliyor ve buradan hafif yükselişler görülebilir. Ancak çok sert ve sıra dışı bir artış beklemediğini söyleyen Başaran, piyasanın dinlenmesinin daha sağlıklı olduğunu savunuyor.
Altın fiyatlarında gerçek anlamda yeni bir ivme için 5.000 dolar seviyesinin aşılması kritik bir eşik olarak görülüyor.
Seçim Ekonomisi ve Faiz Senaryoları
2027 ve 2028 yıllarına doğru yaklaşırken seçim ekonomisinin etkilerinin başlayacağını öngören Başaran, tarihsel verilerin seçim öncesi dönemlerde faizlerin düştüğünü gösterdiğini hatırlatıyor. Petrol fiyatlarının yüksek seyretmesi faiz indirimlerini zorlaştırsa da seçim baskısının bir noktada faizleri aşağı çekeceğini savunuyor.
Bu senaryoda, yüksek enflasyon ortamında faizlerin düşmesinin hem borsayı hem de gayrimenkulü tetikleyeceğini belirtiyor. Özellikle para piyasası fonlarında biriken devasa likiditenin, faizler düştüğünde piyasaya akarak fiyatları hızla yukarı taşıyabileceği konusunda uyarıyor.
Gayrimenkul ve Varlık Koruma Stratejisi
Gayrimenkul piyasasının yüksek faizlere ve kredi kısıtlamalarına rağmen çökmediğini, aksine dolar bazında %10-15 arttığını belirten analist, “malda kal, hayatta kal” dönemine girildiğini ifade ediyor. Kiraların hızla artmasının, konut talebinin aslında çok yüksek olduğunu ancak alıcıların faizlerin düşmesini beklediğini kanıtladığını savunuyor.
Sonuç olarak Mert Başaran, yatırımcıların kısa vadeli zenginleşme hayalleri yerine istikrarlı bir büyüme stratejisi izlemesi gerektiğini vurguluyor. Özellikle faiz indirimleri başladığında oluşacak likidite dalgasının varlık fiyatlarını ciddi şekilde etkileyeceği öngörülüyor.