Küresel piyasalarda belirsizlikler artarken Selçuk Geçer, altın ve Bitcoin fiyatlarındaki yükseliş trendinin yapısal nedenlerini ve Türkiye ekonomisindeki güven sorunlarını değerlendirdi.
Altın ve Bitcoin İçin Yükseliş Senaryosu
Analiste göre altın şu sıralar 4.580 dolar seviyelerinde seyrediyor. Ancak varlığın 4.600 dolar seviyesinin üzerinde kalıcı olmakta zorlandığını belirtiyor. Bu durumun temel nedeni olarak ABD enflasyon verilerinin beklendiğini ve hızlı yükseliş sonrası bir nefeslenme sürecinin sağlıklı olduğunu savunuyor.
Öte yandan ABD Hazine Bakanı Scott Bessent ile Fed Başkanı Kevin Bosch arasındaki görüş ayrılıklarına dikkat çekiyor. Hazine’nin tahvil geri alımlarıyla faizleri aşağı çekmeye çalışması, ancak Fed’in piyasa fiyatlamasını savunması bir çelişki yaratıyor. Özellikle Amerikan kamu borcunun 40 trilyon doları aşarak rekor kırması, yatırımcıları alternatif güvenli limanlara yönlendiriyor.
Dolayısıyla bu borç krizi ve doların zayıflama ihtimali, altın ve Bitcoin için yeni rekorların kapısını açıyor. Geçer, Bitcoin için 100.000 dolar hedefinin masada olduğunu öngörüyor.
Nvidia Bilançosu ve Yapay Zeka Ekonomisi
Teknoloji tarafında Nvidia şirketinin son üç aylık finansal sonuçları dikkat çekici seviyelerde. Şirket, üç ayda 96.2 milyar dolar gelir elde ederken, net karı 59.7 milyar dolara ulaştı. Bu gelirin 89 milyar dolarlık kısmının veri merkezlerinden gelmesi, yapay zeka altyapısının hızla kurulduğunu kanıtlıyor.
Ancak Selçuk Geçer, şirketin başarısının hisse fiyatının her seviyede ucuz olduğu anlamına gelmediğini vurguluyor. Analiste göre asıl soru, bu büyümenin ne kadarının mevcut fiyatların içine dahil edildiğidir.
Brent Petrol ve Hürmüz Boğazı Riski
Enerji piyasalarında Brent petrol fiyatları, İran ve Umman arasındaki görüşmelerle birlikte 87 dolar seviyelerine geriledi. Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılma ihtimali, fiyatlar üzerinde baskı oluşturarak bu hafta %7’den fazla düşüş yaşattı.
Buna karşın bölgede tankerlerin vurulması ve mayın temizliği konusundaki çelişkili açıklamalar belirsizliği koruyor. Eğer boğaz tamamen açılırsa, günlük 5 milyon varil olan geçişin tekrar 20 milyon varile çıkması bekleniyor. Bu durum enflasyon baskısını azaltarak Fed’in faiz indirimlerini hızlandırabilir.
Türkiye’de Merkez Bankası ve Güven Sorunu
Türkiye tarafında Commerzbank’ın TCMB’ye yönelik eleştirilerine değinen Geçer, Merkez Bankası’nın piyasayı yönlendirmek yerine gerçeklere geç teslim olduğunu savunuyor. Özellikle yıl sonu enflasyon tahmininin 13 Ağustos’ta %26’dan %28’e yükseltilmesinin bir fiyasko olduğunu belirtiyor.
Merkez Bankası’nın tahminleri sadece bir rakam değil; şirket yatırımlarından emekli maaş zamlarına kadar tüm ekonomik projeksiyonları belirleyen temel çıpadır.
Analiste göre güven ortamı oluşmadığı sürece, carry trade dışında ülkeye sermaye girişi zor görünüyor. Bu durumun döviz kurunu patlamaya hazır bir bomba haline getirdiğini ifade ediyor.
Üretim Maliyetleri ve Tarım Politikaları
İç piyasada motorine gelen 5 lira 24 kuruşluk indirime rağmen fiyatların 77 liranın üzerinde kalması, gerçek bir rahatlama sağlamıyor. Ayrıca Halkbank üzerinden esnafa verilen kredilerdeki faiz desteğinin azaltılmasının, fiiliyatta faiz artışı anlamına geldiğini savunuyor.
Tarım tarafında ise kuru soğan ithalat vergilerinin %49,5’ten %5’e düşürülmesinin 31 Ocak 2027’ye kadar uzatıldığını hatırlatıyor. Kısa vadede fiyatları düşürse de bu uygulamanın çiftçiyi üretimden soğutarak uzun vadede daha fazla ithalata bağımlılık yaratacağını öngörüyor.
Sonuç olarak tüm bu gelişmelerin temelinde bir güven sorunu yattığını belirten Selçuk Geçer, ekonominin sadece rakamlardan değil, aynı zamanda kurumsal güvenden oluştuğunu vurguluyor.