Merkez Bankası’nın Ocak ayından bu yana ilk kez faiz indirimine gitmesiyle piyasalar hareketlendi ancak Selçuk Geçer, asıl kritik verinin tüketici güvenindeki sert düşüş olduğunu savunuyor.
Merkez Bankası Faiz Kararı ve Enerji Riskleri
Merkez Bankası politika faizini 100 bas puan indirerek %37’den %36 seviyesine çekti. Ancak analiste göre bu hamle, önü açık bir indirim süreci anlamına gelmiyor. Kurum, karar metninde jeopolitik gelişmeler ve yüksek enerji fiyatlarının enflasyon üzerinde yukarı yönlü risk oluşturduğunu belirtti.
Selçuk Geçer’e göre bu indirim “göstermelik” bir nitelik taşıyor. Faizlerin hala çok yüksek olduğunu belirten analist, bu nedenle dolar kurunda belirgin bir kıpırdama yaşanmadığını ifade ediyor. Dolayısıyla, mevcut ekonomik koşullar altında yeni indirimlerin gelmesinin zor olduğu öngörülüyor.
Tüketici Güvenindeki Sert Çakılma
Ekonomideki asıl sorunun faizden ziyade güven krizi olduğunu belirten Geçer, tüketici güven endeksinin 91.9’dan 84.8’e gerilediğine dikkat çekiyor. Bir ay içinde yaşanan %7.7’lik bu düşüş, vatandaşın geleceğe dair bakışının bozulduğunu kanıtlıyor.
Analiste göre halk, açıklanan enflasyon verilerine inanmıyor. Çünkü kağıt üzerindeki rakamlar ile gerçek hayat arasındaki fark çok derin. Özellikle net asgari ücretin 28.075 TL olduğu bir ortamda, kira ve market masraflarının artmasıyla gelir-gider dengesi tamamen bozulmuş durumda.
Buna karşın vatandaşlar, bugünkü tüketimlerini gelecekte kazanacakları parayla karşılamaya çalışıyor. Bu durum, kredi kartı ve ihtiyaç kredilerindeki takip oranlarının yükselmesine neden oluyor. Sonuç olarak toplumun genelinde ciddi bir borç batağı oluşmuş durumda.
Üretim Kayıpları ve Fon Krizi
Güven kaybı sadece tüketicilerle sınırlı değil. Selçuk Geçer, sanayi üretiminin zayıfladığını ve imalat tarafında gerilemenin sürdüğünü belirtiyor. Reel kesim güveninin düşmesi, üreticilerin de önünü göremediğini gösteriyor.
Öte yandan, meclis gündemindeki fon krizi sermaye piyasalarını etkiliyor. Tasfiye edilen fonlar için 1 milyon liraya kadar ara ödeme yolu açılırken, bloke kalan payların sürece dahil edilmesi hedefleniyor. Ancak analist, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in TL’ye güvenin dirençli olduğu yönündeki görüşlerine katılmıyor.
Selçuk Geçer’e göre kur şoku kapıda ve yerli yatırımcının yanı sıra yabancılar da Türkiye’den kaçma hazırlığında.
Bu bağlamda JP Morgan Menkul’ün lisans iptali için SPK’ya başvurması, sermaye piyasalarından çekilme sinyali olarak değerlendiriliyor. Bu durum, BIST 100 ve genel piyasa güveni üzerinde baskı oluşturuyor.
Küresel Petrol ve Jeopolitik Riskler
Dünya genelinde petrol fiyatları 112 doların üzerine çıkmış durumda. Körfez bölgesindeki Husi saldırıları ve İran’ın petrol gemilerine yönelik hamleleri arz güvenliğini tehdit ediyor. Özellikle diplomatik personelin bölgeden çekilmesi, güvenlik riskinin sıradan seviyelerin üzerine çıktığını gösteriyor.
Bu gerilimler sadece enerji fiyatlarını değil, savunma sanayisini de etkiliyor. Lockheed Martin’in 850 adet F35 uçağı için anlaşma yapması, küresel savunma harcamalarının ulaştığı noktayı özetliyor. Ancak bu durum, küresel enflasyon korkularını tetikleyerek faiz politikalarını etkileyebilir.
Altın, Bitcoin ve Döviz Beklentileri
Kısa vadeli dalgalanmalara rağmen altın için ana hikayenin değişmediğini belirten analist, merkez bankası alımları ve jeopolitik risklerin destekleyici olduğunu savunuyor. gram altın tarafında ise doların seyri belirleyici olacak; dolar sert yükselirse gramın uçuşa geçebileceğini öngörüyor.
Kripto para piyasasında ise Bitcoin ve Ether’in %3-3,5 civarında gerilediğini hatırlatıyor. Bitcoin’in hala Nasdaq ile korele hareket ettiğini belirten Geçer, teknoloji hisselerindeki satışlar sürerse baskının devam edeceğini söylüyor.
Son olarak Euro/Dolar paritesinin 1.12 seviyelerinde olduğunu belirten analist, ABD’de büyüme zayıflarsa paritenin hızlıca 1.13 üzerine çıkabileceği konusunda uyarıyor. Türkiye tarafında ise kur şoku ihtimalinin hala masada olduğu vurgulanıyor.