Merkez Bankası rezervlerindeki sert düşüş ve artan döviz talebi dikkat çekerken, Selçuk Geçer güncel ekonomik veriler ışığında piyasalardaki riskleri değerlendirdi.
Rezervlerdeki Erime ve Döviz Talebi
Merkez Bankası’nın brüt rezervleri 25 Eylül haftasında 3,2 milyar dolar azalarak 171 milyar dolara geriledi. Analiste göre bu durum üst üste beş haftalık bir düşüş anlamına geliyor. Net rezervler 55,8 milyar dolardan 53,4 milyar dolara inerken, sıvı net rezervler 39,9 milyar dolar seviyesine düştü.
Özellikle son bir ayda sıvı net rezervlerin yaklaşık 16 milyar dolar azalması kritik bir gösterge olarak öne çıkıyor. Buna karşın vatandaş ve şirketlerin Dolar mevduatlarına yönelimi artıyor. Geçen hafta döviz mevduatlarında 1 milyar 300 milyon dolarlık bir artış yaşandı.
Önceki hafta ise artış 3 milyar 30 milyon dolar civarındaydı. Dolayısıyla iki haftalık toplam artış 4 milyar doları buldu. Selçuk Geçer, rezervler düşerken mevduatların artmasının kur beklentisinin bozulduğuna işaret ettiğini savunuyor.
Enflasyon Verileri ve Kur Riski
İstanbul Ticaret Odası (İTO) verilerine göre Eylül ayında perakende fiyatlar aylık %2,11 arttı. Ağustos ayındaki artış ise %1,66 seviyesindeydi. Bu durum enflasyon hızının yeniden yükseldiğini gösteriyor.
Analist, yıllık enflasyon düşerken aylık artışın yükselmesinin riski büyüttüğünü belirtiyor. Özellikle eğitim kalemindeki aylık %22,59’luk artışın çok yüksek olduğunu vurguluyor. Ayrıca ulaştırmada %4,60 ve konutta %1,69’luk artışlar kaydedildi.
Selçuk Geçer’e göre Merkez Bankası, önündeki kur riski nedeniyle faiz indirimi yapmayacaktır. Ancak fiyat artış hızı gerçekten yavaşlarsa indirim yapılması gerektiğini ancak mevcut tabloda bunun zor olduğunu ifade ediyor.
Sanayi Üretimi ve Tüketici Güveni
Türkiye’de imalat sanayindeki daralma süreci devam ediyor. ISO’nun imalat PMI verisi 48,1’den 47,9’a geriledi. Analiste göre 50 seviyesinin altındaki bu rakam, sanayinin yaklaşık 2,5 yıldır zayıfladığını kanıtlıyor.
Öte yandan tüketici güveni de ciddi şekilde sarsılmış durumda. Tüketici güven endeksi Eylül’de %8,1 düşerek 68 seviyesine indi. Tüketim eğilimi endeksi ise yaklaşık %12 oranında geriledi. Sonuç olarak hem üreticinin hem de tüketicinin zor durumda olduğu bir tablo hakim.
Borsa ve Fon Krizi Senaryosu
borsa tarafında Eylül ayı oldukça sancılı geçti. BIST 100 endeksi Eylül’de %16,65 düşerek 2008’den beri en kötü aylık performansını sergiledi. Endeks, Mayıs zirvesinin %20’den fazla altında seyrediyor.
Analist, piyasadaki küçük tepki yükselişlerinin bir dönüş sinyali olmayabileceği konusunda uyarıyor. Özellikle 20 milyar dolarlık büyüklüğe sahip 131 fonun tasfiye süreci borsayı baskılamaya devam edebilir.
SPK’nın ara ödeme mekanizmasını başlatması olumlu olsa da yatırımcının sisteme olan güveninin geri kazanılması yıllar sürebilir.
Küresel Piyasalar ve Altın Beklentisi
Küresel tarafta ABD 10 yıllık tahvil faizleri %5,34 seviyesini görerek 2002’den beri en yüksek noktasına ulaştı. Bu durum Türkiye’nin dış finansman maliyetlerini artırabilir ve yeni kur risklerini tetikleyebilir.
altın fiyatları ise 4.160 dolar civarında seyrediyor. Fed’in faiz artırım ihtimalinin azalması olumlu olsa da yüksek tahvil faizleri ve güçlü dolar altını baskılıyor. Ancak bu iki faktör terse dönerse yükselişlerin sertleşebileceğini öngörüyor.
Son olarak petrol fiyatları 100 dolar civarında seyrederken, rafine ürünlerdeki (mazot) sıkıntıların devam ettiği belirtiliyor. Ayrıca gübre fiyatlarının ilk 9 ayda %28,4 artarak 802,5 dolara çıkması, gelecekte gıda enflasyonunu tetikleyebilir.
Özetle, rezervlerdeki düşüş ve küresel faizlerin zirve yapması piyasalarda belirsizliği artırıyor. Bu nedenle aşırı riskli ve kaldıraçlı işlemlerden kaçınılması tavsiye ediliyor.