Türkiye’de derinleşen yaşam maliyeti krizi ve sanayi daralması sürerken, Selçuk Geçer güncel ekonomik veriler ve küresel jeopolitik riskler ışığında piyasaları değerlendirdi.
Türkiye’de Alım Gücü ve Sanayi Krizi
Türkiye’de yaşam maliyetleri kritik seviyelere ulaştı. Selçuk Geçer’e göre, dört kişilik bir ailenin sağlıklı beslenmesi için gereken tutar 38.024 lira seviyesini geçti. Yoksulluk sınırı ise 123.856 lira olarak kaydedildi.
Bekar bir çalışanın aylık yaşama maliyeti 49.124 lira iken, net asgari ücretin 28.075 lira olması ciddi bir uçurum yaratıyor. Bu durum, asgari ücretin açlık sınırının yaklaşık 10.000 lira altında kaldığını gösteriyor.
Sadece vatandaş değil, şirketler de zor durumda. Türkiye imalat PMI verisi 47.3’e geriledi. İmalat sanayisi 31 aydır aralıksız daralıyor. Analiste göre bu durum geçici bir yavaşlama değil, yapısal bir sorundur.
Özellikle Allianz Trade verilerine göre, 2026 yılında şirket iflaslarının %31 artarak 2.800 seviyesine ulaşması bekleniyor. Vatandaşın alım gücü düştükçe şirket satışları azalıyor ve finansman maliyetleri yükseliyor.
KOBİ Destekleri ve Sermaye Piyasaları
KOBİ’ler için açıklanan 50 milyar liralık nefes kredisi gündemde. Ancak Selçuk Geçer, bu kredinin etkinliği konusunda şüpheli. Özellikle sorunlu şirketlerin bu kaynağa erişip erişemeyeceği belirsizliğini koruyor.
Öte yandan, sermaye piyasalarında ciddi bir güven problemi yaşanıyor. Fon soruşturmalarının Borsa İstanbul ve Takas Bank yönetimlerine kadar uzanması piyasayı sarstı.
Analiste göre, bu durum yabancı yatırımcıların borsa ve tahvil piyasasından hızla kaçmasına neden oluyor. Bu kaçış, Dolar kuru üzerinde baskı oluştururken Merkez Bankası rezervlerinin erimesini tetikliyor.
Enerji Dönüşümü ve Nükleer Projeler
Türkiye’nin Sinop’ta Güney Kore ile nükleer santral çalışmaları yürütmesi dikkat çekiyor. Ancak Geçer, sadece santral kurulumuna değil, teknoloji transferine odaklanılması gerektiğini savunuyor.
Türkiye’nin net sıfır dönüşümü için 500 milyar dolar yatırım gerektiği belirtiliyor. Ancak bütçenin büyük kısmının faiz ödemelerine gitmesi, enerji ve tarım yatırımlarını engelliyor.
Analiste göre, bütçede emeklilere ve eğitime pay kalmazken, 4 trilyon liralık faiz ödemelerine kaynak ayrılması temel bir öncelik sorunudur.
Küresel Riskler ve Petrol Senaryoları
Küresel tarafta Amerika ve İran arasındaki gerilim ana başlık olmaya devam ediyor. Doha’daki görüşmelerde Hürmüz Boğazı’nın tamamen açılması masada.
Diplomasi beklentileriyle Brent petrol fiyatları kısa süreliğine 107-109 dolar bölgesine geriledi. Ancak Goldman Sachs, Aralık ayı tahminini 90 dolardan 105 dolara yükseltti.
Buna karşın, ABD’deki ara seçimler piyasaların yönünü belirleyecek. Demokratların üstünlük kazanması durumunda, İran üzerindeki baskının azalabileceğini ve bunun piyasalara nefes aldıracağını öngörüyor.
Altın, Bitcoin ve Kur Beklentileri
Jeopolitik risklerin azalması kısa vadede altın üzerindeki güvenli liman talebini zayıflatabilir. Ancak ABD bütçe tartışmaları tahvil piyasasını bozarsa altın yeniden destek bulabilir.
Bitcoin tarafında ise teknoloji hisseleriyle birlikte bir baskı söz konusu. Analist, ABD seçim sonuçlarının kripto paralar üzerinde belirleyici olacağını düşünüyor.
Türkiye’de ise imalat sektöründeki zayıflık faiz indirimi beklentisini artırsa da enflasyonun yüksek seyretmesi risk oluşturuyor. Faizler inerken enflasyon düşmezse, kur üzerindeki yukarı yönlü baskının daha da sertleşeceği öngörülüyor.
Sonuç olarak; ABD ara seçimleri, İran ile yürütülen müzakereler ve Türkiye’deki enflasyon verileri önümüzdeki dönemin temel belirleyicileri olacak.