Küresel piyasalardaki oynaklık ve yurt içindeki ekonomik gelişmeler sürerken Emre Şirin, borsa ve döviz piyasalarındaki kritik riskleri değerlendirdi.
Borsa ve Fon Skandalındaki Şebeke Yapısı
Analiste göre Akın Gürlek’in açıklamaları, borsa ve fon skandalının boyutunu farklı bir noktaya taşıdı. Gürlek’in bu durumu basit bir manipülasyon değil, devletin üst kademelerine sızmış bir “suç şebekesi” olarak tanımlaması dikkat çekiyor.
Ödemeler konusunda ise 247.839 yatırımcıya 97 milyar 300 milyon tutarında ödeme yapıldığı belirtiliyor. Ancak Emre Şirin, “haksız ve fahiş kazanç” kriterinin yatırımcıya para vermemek için bir törpüleme yöntemi olarak kullanılabileceğini savunuyor.
Analist, fon havuzundaki paranın yetersiz olduğunu ve sürecin yatırımcıyı mağdur edecek şekilde ilerlediğini vurguluyor. Ayrıca, paralarını iade eden isimlerin suç örgütüyle bağlantılarının netleştirilmesi gerektiğini belirtiyor.
Küresel Paradigma ve ABD Seçimleri
ABD seçimleri öncesinde piyasalarda yoğun bir manipülasyon hakim. Emre Şirin’e göre, değerli metallerdeki fiyat baskılamaları yatırımcıyı bu ürünlerden koparmak için yapılıyor. Örneğin altın onsunun 3.900 dolar altına sarkıp tekrar yükselmesi bu oyunun bir parçası.
Seçim sonuçlarının piyasalar üzerindeki etkisine dair ise analist, tarihsel verilerin 12 aylık periyotlarda yükseliş gösterdiğini hatırlatıyor. Ancak yatırımcıların günlük hareketlere değil, yıllık performans analizlerine odaklanması gerektiğini savunuyor.
Analiste göre ABD başkanları paradigmayı belirleyenler değil, sadece uygulayıcılardır; bu nedenle seçim sonuçları temel yönü değiştirmeyecek, sadece bahane olarak kullanılacaktır.
Enflasyon Verileri ve Alım Gücü Kaybı
Türkiye’deki enflasyon verileri kurumlar arasında farklılık gösteriyor. TÜİK aylık %2,58 ve yıllık %29,77 açıklarken, ENAG yıllık %45,12 seviyesini işaret ediyor. İTO ise aylık %2,47 ve yıllık %32,47 verilerini paylaştı.
Emre Şirin, siyasetçilerin kullandığı “baz etkisi” kavramının gerçekleri örtmek için kullanıldığını iddia ediyor. Özellikle dar gelirli kesimin, temel ihtiyaç sepeti nedeniyle çok daha yüksek bir enflasyon yaşadığını vurguluyor.
Analiste göre, son 4-5 yıldaki birikimli alım gücü kaybının telafisi oldukça zor. Bu nedenle 2027 yılında da enflasyonist etkilerin yoğun hissedileceğini ve alım gücü düşüşünün hızlanacağını öngörüyor.
Dolar ve Piyasa Beklentileri
Dolar fiyatlarının 50 lira sınırına dayanması ve rezervlerdeki azalış, piyasadaki temel riskler arasında yer alıyor. Analiste göre, Merkez Bankası’nın faiz kararları borsanın tek belirleyicisi değil.
Borsanın tekrar derinleşebilmesi için fon meselesinin şeffaf bir şekilde çözülmesi gerekiyor. Yatırımcıların arafta kalması ve belirsizlik, piyasaya yeni alıcıların gelmesini engelliyor.
Sonuç olarak, küresel jeopolitik riskler ve yurt içindeki yapısal sorunlar, piyasalardaki oynaklığın sürmesine neden olabilir. Özellikle 2027 yılına kadar maliyet baskılarının devam etmesi bekleniyor.