Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın faiz kararı öncesinde piyasalarda hareketlilik sürerken, Selçuk Geçer Morgan Stanley’nin son raporu üzerinden Türkiye ekonomisindeki riskleri değerlendirdi.
Faiz Beklentileri ve Morgan Stanley Raporu
Selçuk Geçer’e göre piyasalar genel olarak faizlerin sabit tutulmasını bekliyor. Ancak Morgan Stanley gibi kurumlar olası bir faiz artışının gündeme gelebileceğini belirtiyor.
Söz konusu rapor, Türkiye’deki faiz indirim sürecinin ancak yılın son çeyreğinde başlayabileceğini öngörüyor. Ayrıca yıl sonunda politika faizinin ancak %35 seviyesine kadar düşebileceği tahmin ediliyor.
Analist, enflasyonun düşme eğiliminde olmasına rağmen faizlerin neden yüksek kaldığını sorguluyor. Geçer’e göre piyasa, birkaç ay önce indirim beklerken şimdi yeniden artış ihtimalini konuşmaya başladı.
Enflasyon ve Şeytan Üçgeni
Selçuk Geçer, asıl meselenin sadece faiz olmadığını savunuyor. Analiste göre petrol, döviz kuru ve enflasyon arasında “şeytan üçgeni” olarak adlandırdığı ölümcül bir bağ bulunuyor.
Petrol fiyatlarındaki artış sadece akaryakıt zamlarına yol açmıyor. Bu durum nakliye maliyetlerini yükseltiyor ve tarımsal üretimi pahalılaştırıyor. Dolayısıyla enerji giderleri artarken ithal hammadde fiyatları da yukarı çekiliyor.
Sonuç olarak tüm maliyet artışları vatandaşa yansıtılıyor. Ancak Selçuk Geçer, enflasyonun talepten değil, maliyetlerden kaynaklandığını vurguluyor. Buna karşın uygulanan politikaların sanki talep enflasyonu varmış gibi tüketimi baskıladığını belirtiyor.
Carry Trade ve Yüksek Faiz Kıskacı
Analiste göre yüksek faiz politikası, reel sektörü ve vatandaşı zorlarken belirli gruplara avantaj sağlıyor. Bu sistemin asıl kazananlarının, yüksek faizle Türkiye’ye carry trade parası getiren yabancı bankalar olduğunu savunuyor.
Morgan Stanley raporunun “aba altından sopa göstermek” olduğunu belirten Geçer, rapordaki temel uyarıyı şöyle aktarıyor: Eğer faizler indirilirse yabancı yatırımcı çıkar, Dolar yükselir ve enflasyon yeniden patlar.
Selçuk Geçer’e göre bu döngü sadece para politikasıyla kırılamaz; üretim yapısı değişmeden ve enerji bağımlılığı azalmadan kalıcı çözüm mümkün değildir.
Sektörel Riskler ve Borsa Analizi
Selçuk Geçer, yüksek faizlerin borsa üzerinde ciddi bir baskı oluşturduğunu ifade ediyor. Endeksin şu anki seviyelerini Varlık Fonu’nun belirli kağıtlarla desteklemesine bağlıyor.
Faizlerin uzun süre yüksek kalması şirketlerin kredi maliyetlerini artırıyor. Özellikle borçluluğu yüksek olan şirketlerin daha fazla baskı altında kaldığını belirtiyor. Ayrıca yüksek mevduat faizleri, borsaya karşı güçlü bir alternatif haline geliyor.
Özellikle iç talebe odaklanan perakende, otomotiv, inşaat ve gayrimenkul sektörlerinin bu durumdan olumsuz etkilendiğini savunuyor. Bankacılık endeksi tarafında ise faiz marjları kısa vadede iyi görünse de kredi büyümesinin yavaşlaması ve tahsilat risklerinin arttığına dikkat çekiyor.
Yeni Bir Sıkılaştırma Senaryosu
Analist, Morgan Stanley raporundaki en sert uyarının yeni bir parasal sıkılaştırma ihtimali olduğunu söylüyor. Enerji fiyatlarının yükselmesi ve küresel risk iştahının bozulması durumunda daha yüksek faizlerin gündeme gelebileceğini belirtiyor.
Selçuk Geçer’e göre Merkez Bankası zor bir ikilemde kalmış durumda. Faizi yüksek tutmak yatırımları azaltıp işsizlik riskini büyütürken, faizi indirmek döviz talebini artırıp rezervlerin erimesine yol açabiliyor.
Sonuç olarak Selçuk Geçer, Türkiye’nin ancak yüksek katma değerli yerli üretime geçerek ve hukuk sistemine güven sağlayarak bu kısırdöngüden kurtulabileceğini savunuyor. Mevcut koşullar altında Merkez Bankası’nın faiz indirme ihtimalinin oldukça düşük olduğu öngörülüyor.